16.01.2026 / İstanbul
Toplantının açılışında konuşan TOBB Yönetim Kurulu Üyesi Zeki Kıvanç; SKDM’nin 1 Ocak 2026 itibarıyla uygulama dönemine geçmesiyle birlikte sürecin Türkiye açısından daha da kritik hale geldiğine dikkat çekti. Kıvanç; Türkiye’nin AB ile yaklaşık 30 yıldır Gümrük Birliği içinde bulunduğunu ve AB’nin Türkiye’nin en önemli ticaret ortakları arasında yer aldığını belirterek, SKDM’nin önümüzdeki dönemde çok sayıda sektörü etkileyeceğini ifade etti.
Kıvanç ayrıca; Türkiye’nin Yeşil Mutabakat sürecini 2021 yılında benimsediğini, 2053 yılı net sıfır hedefi doğrultusunda mevzuat çalışmalarının sürdüğünü ve İklim Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle birlikte Emisyon Ticaret Sistemi’nin de hayata geçirilmesinin planlandığını vurguladı.
Konuşmasında SKDM’nin doğru kurgulandığında karbonsuzlaşmayı hızlandıran bir dönüşüm aracı olabileceğini ifade eden Kıvanç, Türk sanayisinin ve özellikle KOBİ’lerin sürece uyumunun önemine işaret etti. Kıvanç; AB içinde pek çok KOBİ’nin SKDM yükümlülükleri dışında kalırken, Türk KOBİ’lerinin SKDM’ye tabi olmasının maliyet ve idari yük açısından dengesizlik yarattığını belirtti.
Türkiye’de yenilenebilir enerji yatırımlarında önemli bir dönüşüm sağlandığını belirten Kıvanç, mevcut SKDM metodolojisinin bu yatırımları dikkate almadığına yönelik değerlendirmeleri paylaştı.
AB’nin ülke bazlı varsayılan emisyon değerlerinin Türkiye açısından yüksek kalmasının rekabetçiliği olumsuz etkileyebileceğini belirten TOBB Yönetim Kurulu Üyesi Kıvanç, Türkiye için gerçek emisyon verilerinin esas alınmasının hem çevresel doğruluk hem de adil rekabet açısından önemli olduğuna dikkat çekti.
Toplantıda konuşan Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu; SKDM’nin iklim politikası hedefleri doğrultusunda tasarlanmış bir araç olmakla birlikte, sanayi üretimi ve ticaret üzerinde de doğrudan etkiler oluşturduğunu belirterek, sürecin birçok sektörde maliyet baskısı yaratabildiğini ifade etti. Tuzcu; Türkiye’nin SKDM’den en fazla etkilenecek ülkeler arasında yer aldığını vurgulayarak, Türkiye-AB ticaret ilişkilerinin ölçeği ve Türkiye’nin AB tedarik zincirindeki rolü nedeniyle sürecin yakından takip edildiğini belirtti.
Kasım ayında gerçekleştirilen Türkiye-AB SKDM Çalışma Grubu Toplantısı ile birlikte teknik sürecin daha sistematik şekilde ele alınmaya başlandığını kaydeden Tuzcu; bu platformun yalnızca bilgi paylaşımıyla sınırlı kalmayıp, karşılaşılan sorunların çözümüne katkı sunacak bir istişare zemini olarak değerlendirilmesinin önemine işaret etti. Tuzcu ayrıca, SKDM kapsamındaki varsayılan emisyon değerleri, doğrulama süreçleri ve yenilenebilir enerji yatırımlarının SKDM hesaplamalarına yansıtılması gibi başlıklarda diyalog ve teknik çalışmaların sürdürüleceğini ifade etti. Bunun yanında; SKDM’nin önümüzdeki dönemde aşağı yönlü ürünlere doğru genişlemesiyle birlikte özellikle otomotiv, beyaz eşya ve makine gibi sektörlerde tedarik zincirlerinin daha karmaşık bir yapıya evrilebileceğini belirterek, sürecin dikkatle izlenmesi gerektiğini vurguladı. Tuzcu; Şubat ayı sonunda bir takip toplantısı yapılmasının planlandığını da ifade etti.
Toplantıda konuşan Avrupa Komisyonu Vergilendirme ve Gümrük Birliği Genel Müdürlüğü (DG TAXUD) Genel Müdürü Gerassimos Thomas, SKDM’nin uygulanmasına ilişkin olarak 2024 yılı Nisan ayından bu yana kaydedilen gelişmelere değinerek, mekanizmanın kademeli bir yaklaşımla yürütüldüğünü ifade etti. Thomas, 1 Ocak 2026 itibarıyla raporlama döneminde değişikliğe gidildiğini ve çeyreklik raporlama yerine yıllık raporlama sistemine geçildiğini kaydetti.
Thomas ayrıca, SKDM’nin Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) ile kademeli entegrasyonunun sürdüğünü; sanayiden gelen sadeleştirme talepleri doğrultusunda uygulamanın daha yönetilebilir bir yapıya kavuşturulmasının hedeflendiğini belirtti. Metodoloji ve uygulama esaslarını ayrıntılandıran düzenlemeler kapsamında doğrulaması daha kolay ve uygulanabilir bir yaklaşımın benimsendiğini ifade eden Thomas, benchmark ve varsayılan değerler (default values) konularında açıklık sağlanmasına yönelik çalışmalar yürütüldüğünü, esas olanın ise tesislerin gerçek emisyon verilerinin sunması olduğunu vurguladı.
Thomas konuşmasında; SKDM’nin önümüzdeki dönemde kapsamının genişlemesine ilişkin çalışmalara da değinerek, özellikle çelik ve alüminyum sektörlerinde aşağı akım (downstream) ürünlere yönelik bir düzenleme hazırlığının gündemde olduğunu ve bu kapsamda belirlenen ürün gruplarının kabul edilmesi halinde 2028 yılında yürürlüğe girmesinin öngörüldüğünü ifade etti. Thomas ayrıca, dolaylı emisyonlar ve enerjiye ilişkin hesaplama unsurlarının da ilerleyen dönemde değerlendirilmesine devam edileceğini belirtti.
Türkiye’nin karbon fiyatlandırma sistemi kurma yönündeki adımlarından memnuniyet duyduklarını da ifade eden Thomas, bu konuda iş dünyasından gelecek geri bildirimlerin 2027 revizyon sürecinde belirleyici olacağını vurguladı.
Toplantı; Thomas ve teknik ekibinin sunumları ile sektör temsilcilerinin SKDM sürecine ilişkin sorularının ele alındığı soru cevap oturumunun ardından sona erdi.
| Adınız Soyadınız | |
| E-Posta Adresiniz | |
| Kullanıcının E-Posta Adresi | |
| Gönderenin Notu |