

TÜRKİYE DEMİR VE DEMİRDIŞI METALLERMECLİSİ RAPORU 2016
4
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği /
www.tobb.org.trAncak, 1980 sonrasında, ekonomide yılda ortalama % 6-7 büyüme öngörüsüyle
verilen teşvikler, söz konusu öngörünün gerçekleşmemesi ve bilhassa ekonomik
krizler sonrasında, inşaat sektöründeki büyümenin beklentilerin gerisinde kalması
nedeniyle uzun ürünlerde kapasite fazlasına yol açmıştır.
Uzun ürünlerde oluşan ihtiyaç fazlası kapasite, bir taraftan kapasite kullanımoranlarını
olumsuz yönde etkilerken, diğer taraftan da, sektörün daha fazla ihracata yönelmesi
sonucunu doğurmuştur. Deniz kenarında kurulu olmayan tesislerin yüksek nakliye
maliyetleri nedeniyle ihracat imkânları daha sınırlı olmaktadır. Bu sebeple, Türkiye’de
ham çelik üretimi yapan 31 kuruluş arasında, Kardemir, Sivas Demir Çelik (Sidemir),
MKEK ve son yıllarda kurulan Bilecik Demir Çelik haricinde kalan 28 kuruluşun tamamı
deniz kenarında veya denize çok yakın mesafelerde yerleşiktir.
Sektörde oluşan uzun ürün kapasite fazlasının ihracat yolu ile eritilebilmesi için,
1990’lı yılların ilk yarısında, uzun yol navlun primi gibi uygulamalar ile devlet
tarafından sektöre aktif destek sağlanmıştır. Bu süreçte Uzak Doğu’ya yönelik çelik
ihracatımız 4.4 milyon ton, toplam çelik ürünleri ihracatı içerisindeki payı ise, % 72
seviyesine kadar çıkmıştır. Ancak 1990’lı yılların ikinci yarısından itibaren, gerek devlet
desteğinin asgariye inmesi, gerekse 1997 yılından sonra ortaya çıkan Asya ve Rusya
krizleri sonrasında sektör, Uzak Doğu ve diğer uluslararası piyasalara yönelik ihracatta
ciddi güçlükler ile karşılaşmıştır. Bunun sonucu olarak da, Asya’ya olan ihracatımız
düşmeye başlamış ve 2006 yılında tümüyle durmuştur. 2016 yılı itibariyle, 210.000
ton çelik ihracatı gerçekleştirdiğimiz Uzak Doğu ve Güneydoğu Asya Bölgesi’nin
toplam çelik ürünleri ihracatımız içerisindeki payı da % 1.2 seviyesine düşmüştür.
Yurtiçinde ve yurtdışında yaşanan ekonomik krizlerin de etkisi ile, 1980-2005
döneminde, sektörde yoğun giriş çıkışlar gözlenmiştir. Sektöre giriş ve çıkışlar hiçbir
şekilde sınırlanmadığı gibi, bazı kuruluşlar piyasa koşulları doğrultusunda geçici
veya uzun süreli olarak üretimlerini durdurmak zorunda kalmış, bazıları kapanmış,
bazıları farklı isimlerle yeniden faaliyete geçmiş, bazıları ise kapasitelerini birkaç misli
arttırmıştır. Bütün bu hareketlilik, serbest piyasa ekonomisinin sektörde tüm yönleri
ile işlediğinin bir göstergesi olmuştur.
Bu arada, uzun ürünlerde kapasite fazlası yaşanırken, yassı ürün üretiminin
artırılmasını mümkün kılacak yatırımların yapılamaması, yassı ürün üretiminin yetersiz